Günümüzde, istihdam ülkelerin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak kimi nitelik farklılıkları gösterse de, hala bir numaralı sorun olarak varlığını sürdürüyor. Sorunun çok önemli bir boyutunu, işsiz kalan kişilerde yarattığı korku, fiziksel ve ruhsal sağlığın bozulması, toplumun değer yargılarının yitirilerek ortaya çıkardığı ümitsizlik, yoksulluk ve toplumsal dayanışmanın bozulması oluşturuyor.

İşsizlik

İşsizlik salt ekonomik bir sorun olmanın ötesinde, toplumsal ve kişisel içerimleri de olan çok yönlü bir olgu. Emeğin öteki üretim etmenlerinden farklı özellikler taşıması, insanın üretici gücünü simgelemesi, sermaye karşısındaki zayıf yönleri ve onun işsiz kalmasının beraberinde getireceği toplumsal sonuçlar işsizliğin önemli bir toplumsal sorun oluşturmasına yol açıyor. Bu toplumsal sorunun tek tek işsiz kalan bireyler üzerindeki yansımaları da, olgunun kişisel boyutlarını içeriyor.

İşsizliğin tanımı ve unsurları

İşsizlik, işsizlik ile ilgili bilginin toplandığı hafta işi olmayan, işe başlamaya hazır ve iş arayıp bulamayan kişiler olarak tanımlanabilir.

DİE’nin istatistiklere konu olduğu için esas aldığı, işsiz tanımı içine istihdam halinde olmamak, ücretli veya ücretsiz bir saat bile çalışmamak, iş arama kanallarını kullanmış olmak, 15 gün içinde iş başı yapmaya hazır olmak giriyor. Bu çerçevede dört temel unsur önem taşıyor.

  • Durum: İstihdam dışı bulunmak.
  • Gereksinim: İşsizin mevcut ücret oranında çalışma gereksinimi içinde olması.
  • Davranış: Kişinin işe hazır ve çalışmak arzusu içinde bulunması.
  • Eylem: Aktif olarak iş arama çabası göstermek.

İşsizlik

İşsizliğin nedenleri

Çalışma gücü ve isteğine sahip olup iş bulamayanların yada sahip oldukları işten kendi iradesi dışında ayrılanların işsiz kalma nedenleri çeşitlilik gösteriyor.

Teknolojide yaşanan hızlı değişimin yanı sıra çalışma hayatının eskiye oranla daha sık ve büyük değişimler göstermesi özellikle bazı çalışan gruplarının işsiz kalma riskini artırıyor. Bu “yapısal boşluğun” giderek daha ön plana çıkan yönü, yeterli kalifikasyona sahip olup olmama sorunu…

Meslek eğitimi almamış kişilerin iş bulamama ve işsiz kalma oranları artıyor. Eğitim düzeyi düşük olanların yanı sıra kadın iş gücünün çok düşük nitelikteki işlerde çalışması, daha az mobilite gösterebilmesi gibi nedenlerle iş piyasasında dezavantajlı konumda yer aldığı görülüyor.

Yapısal işsizlik nedenleri yanında, işe karşı değişen tutum, işe güdülenmede yaşanan sorunlar ve bireysel nitelikli nedenlerin de işsizliğe yol açtığı görülüyor. Günümüzde gelişmiş ülkelerde yer alan işsizlik sigortasının işsiz kalmayı cazip hale getirip getirmediği zaman zaman tartışmalara yol açıyor. Ancak araştırmalar isteğe bağlı işsizliğin çok az görüldüğünü ortaya koyuyor.

İşsizliğin işçide anlamı

İşsizliğin çalışan üzerinde yarattığı psikolojik ve ekonomik etkileri sadece bireyin kendisini değil çevresini de etkiliyor. Bu sorunlar değişik şekillerde ortaya çıkıyor. İşsizliğin işçide anlamı önemli ve hazin sonuçlar yaratıyor.

Hayat Standartlarının Düşmesi: İşletmelerin kapanması ekonomik hayatta fazla önemsenmese de işsiz kesimin hayat standartlarının süratle düşmesi anlamına geliyor. İşçinin geçim kaynağı olan ücretin işveren tarafından ödenmemesi işçinin harcamalarını kısıtlıyor.

Çalışmadan Vazgeçme: İşçilerin iş piyasası içinde uzun süre faaliyetsiz kalmaları bir takım sorunları beraberinde getiriyor. Öncelikle işçide çalışma alışkanlığı kayboluyor, iş zor gelmeye başlıyor, tembellik alışkanlık haline geliyor. İş hayatının sıkıcılığına ve iş şartlarındaki disipline geri dönmek zor geliyor.

Psikolojik Durum: İşçilerin hayat standardının düşmesi bütün aile fertlerinin etkilenmesine neden oluyor. Bu durum diğer fertlerini yasal olmayan yollarla para kazanmaya sürükleyebiliyor. İşsizlerde meydana gelen korku ve kin onların psikolojik durumlarına etki ediyor. İşçilerin psikolojik durumları öncelikle kendilerine ait olmakla birlikte daha sonra cemiyeti etkiliyor. Bu durum düzensiz yaşanılan hayat tarzı ve tehlikeli bir gelecek hazırlıyor.

İşsizlik

Cinsiyet ve yaş açısından durum

İşsizlik sadece erkeklerin değil çalışan kadınların da en önemli sorunu. Kadın işgücü erkek işgücüne oranla daha az arz edilse de maddi ve manevi etkileri her iki cins için de aynı. Öte yandan yaş açısından bakıldığında işsizlik farklı sorunlar yaratıyor. Genç işsizler (13-19) orta yaşa oranla işsizlik problemlerinden daha az etkileniyorlar. Çünkü orta yaş çalışanlarının yüklendiği sorumluluk daha fazla.

Kadın işgücü: İşsizlik üzerine yapılan araştırmalarda erkek işgücü kadın işgücüne oranla daha ön planda. Bununla birlikte işsizliğin rahat yaşamaya etkisi, negatif tesirleri erkek ve kadın için aynı. Araştırmalara göre kadınların işlerini kaybettiklerinde yaşadıkları stres erkeklere oranla daha az. Kadın ve erkeklerin psikolojik ve dışsal semptomlarını belirleyen durum ve yerine koydukları değerler arasında çok fazla fark yok. Bulunan farklılıklar, her bir gurubun kaybedilen işe karşı gösterdikleri tutum. Erkekler, sorunun odak noktasını bulacakları ortaklarla yeni iş aramaya bağlarken, kadınlar üstlendikleri sosyal sorumluluğun getirdiği yükü odak noktası olarak görüyor.

Genç İşgücü (13-19 Yaş Arası): İşsiz gençler orta yaşlılarla karşılaştırıldıklarında problemlerinin daha az olduğu görülüyor. Gençlerin insan ilişkilerinde yaşadıkları olumlu fırsatlar, yeni arkadaşlıklara ve boş zaman aktivitelerinin şekillenmesini sağlıyor. Finansal ihtiyaçları yaşlı gruba göre daha az. Bununla birlikte geçlerin istedikleri deneyim ve sosyal pozisyonlarında değişme ve gelişme, diğer işsiz kişilerde gördükleri kötü ekonomik koşullar sonucu kötü yönde etkileniyor. Çünkü geniş çapta işsizliğin oluşumu gençlerin, kişisel sorumluluk ve sosyal statü gibi güçlü konumların oluşumunu azaltıyor.

Orta Yaşlı İşgücü: Orta yaş işgücü işsizliğe karşı negatif bir etkiye sahip. Devamlı olarak ailelerinin ihtiyacı olduğu finansal kaynakları sağlaması gerekiyor. Gelecekle ilgili belirsizlik bu grubun işsizliğe karşı olan belirsizliği bilememesi durumunda ailedeki bireyleri kötü yönde etkilenebiliyor.

Uzun Dönem İşsizlik: Kaybedilen iş yaşamı etkiliyor. Işi kaybetmeyle kötüleşen şartlar sonucu zihin sağlığı da bozuluyor. Bu durum orta yaş işgücünü etkiliyor. Genç işgücünün uzun dönemde etkileri daha farklı. Gençlerin zihinsel sağlığı orta yaşa göre daha kuvvetli. Genç işgücünde daha çok çevreye karşı itaatsizlik ve davranış bozuklukları görülüyor.

İşsizlik

Psikolojik sonuçlar ve toplumsal maliyet

İş kaybının yaratacağı kaygı, çalışma olanağından yoksun, bağımlı çalışan kesimde ve işsizlik sigortası bulunmayan ülkelerde insan hayatı üzerinde derin izler bırakıyor. Tehlike teşkil eden bu durumun sonuçları ülkesel ve küresel bir genişliğe sahip. İşten yoksunluk şu durumları da beraberinde getiriyor:

  • Ekonomik güvencenin ve ihtiyaçların giderilmesini sağlayan gelir kaynağının kaybı,
  • “Ailenin rızkını sağlayan kişi” rolünün sona ermesi,
  • Zaman duygusunu ve buna bağlı olarak düzen algısını kaybetmek,
  • Bireysel ve sosyal mesleki perspektifin yok olması; bunun yerine sosyal açıdan itilmişlikle karşı karşıya kalma,
  • İş arkadaşlarıyla olan sosyal ilişkilerden yoksunluk,
  • İş yerindeki sosyal yaşamın uyarılarından yoksunluk ve sosyal çevreyle olan bağların kopması,
  • Bir yaşam ifadesi ve bir şeyler yapma ihtiyacının ve tatmin yeri olarak işteki meşguliyetin yitirilmesi,
  • Topluma yararlı olma ve işe yarama duygusunun kaybı.

Bu yoksunlukların neden olduğu sorunlar bireylere ve toplumlara göre büyük farklılıklar gösteriyor. Bireyler işsiz kaldıklarında ve maddi yoksunlukla karşı karşıya geldikleri zaman bu duruma tahammül edemiyorlar. İşsizlerin çalışanlara karşı kompleksleri artıyor. İşsiz birey yeniden çalışmaya başladığında daha zayıf ve işine karşı daha güvensiz oluyor. Daha önce çalıştığı işteki gibi bir psikolojiye sahip olamıyor.

Yeni işlerinde, iş yerinde çalışan diğer işçilerin güvenilir ve etkili konumlarıyla çatışma içine giriyorlar. İşte takdirsizlik, işini kaybetme ve paraya muhtaç olma durumu işsizlerin insanlarla ilişkilerine de yansıyor ve onları yıkıcı işsizlik psikolojisine sokuyor.

Genç ve orta yaştaki işsizlerde işlerini kaybettikten sonra kişisel temaslarında önemli ölçüde değişiklik gözleniyor. Sosyal ilişkileri azalıyor, sosyal saygınlığını yitiriyor, değerlerini kaybediyor ve günlerini evde geçirmeye başlıyor. Bu durum zaten sağlanamayan sosyal iletişim üzerinde düşen prestij ve tercihlerin değişmesi nedeniyle geniş etki yaratıyor.

İşsizliğin getirdiği yoksunluklar genel olarak üç başlık altında toplanıyor: Somatik Sorunlar, Psişik Sorunlar ve Toplumsal Maliyet Yaratıcı Etkiler.

Somatik Sorunlar: 1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasındaki deneyimlere ve daha sonra 70’li yıllarda gerçekleştirilen bazı araştırmaların ortaya koyduğu verilere göre, işsizlik ve buna bağlı olarak artan yoksulluk şu sağlık sorunlarına neden olabiliyor:

–        Beslenme bozuklukları,

–        Kas yapısının zayıflaması,

–        Vücut direncinin zayıflaması, bulaşıcı hastalıkların artışı, salgın hastalık tehlikesinin artması,

–        Mide-bağırsak rahatsızlıkları, kalp ve dolaşım hastalıkları gibi psikosomatik şikayetlerde artış,

–        Tansiyon, kolesterol vb. sağlık göstergelerinde değişmeler,

–        Raşitizm hastalığında artış,

–        Direncin azalması ve kötü bakım nedeniyle deri hastalıklarında artış,

–        Bebek ve çocuk ölümlerinde artış,

–        İş yapma gücünün azalması,

İşsizliğe neden olan genel ekonomik koşullar, sağlık sektöründeki tasarruf önlemlerinin de etkisiyle, çeşitli sorunlara yol açtığından, yoğun işsizlik dönemlerinde, mevcut sağlık sorunlarının tam tedavi edilemeyip gelecek dönemlere sarkması olasılığı da bulunuyor.

İşsizlik

Psişik Sorunlar: İşsizliğin en dramatik etkileri insanın psişik yapısı ve kişiliği üzerinde etki yoğunlaşıyor. Bilimsel araştırma sonuçları da bunu destekliyor. İşsizliğin başlıca psişik sorunları şu maddeler altında toplanıyor:

  • Stres: İşini kaybedenler üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar, işsizlikle beraber stres hormonlarının faaliyetlerinde artma olduğunu, gerilim, uykusuzluk ve sinirlilik durumları görüldüğünü, psikosomatik hastalıklarda artış olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşılık işsizliğin yarattığı stresten az etkilenen gruplar da var. Önceden işsiz kalma tecrübesi olanlar, içinde bulunduğu durumun ciddiyetini kabul etmeyenler, ( savunma mekanizması) sosyal çevresinden destek görmeyenler ve olaylar karşısında esnek davranabilenler strese daha az giriyorlar.
  • Depresyon Eğilimleri, Umutsuzluk, İçine Kapanma: İşsizliğin büyük bir umutsuzluğa, çaresizliğe, yalnızlık duygusuna ve depresyon eğilimlerine yol açtığı görülüyor. İşsizler duygu ve düşüncelerini açıkladıklarında hayatın “ boş ve karanlık” olduğunu, “yaşamanın anlamı olmadığını” söylüyorlar. Depresyon nedeniyle kliniklere başvuran işsizler arasında sosyo ekonomik düzeyi yüksek kesimlerden olanların diğerlerine göre daha çok oldukları görülüyor. Mesleki pozisyon ne kadar yüksek ise, işsiz kalmanın psişik yükü de o oranda yüksek oluyor.
  • Özsaygının Zedelenmesi: İşsiz kalan birey, kendi kimliğini, sosyal konumunun ve kişiliğin gelişmesinde çok önemli rol oynayan bir faktörden yoksun kalmanın boşluğunu yaşayarak kendisine olan saygısını yitirebiliyor. Özsaygıyı ayakta tutan unsurlardan biri olan topluma yararlı olma duygusu, özellikle erkekler için büyük ölçüde bir meslek ve iş sahibi olmaya bağlı. Mesleğe işe verilen değerlerin çokluğu ölçüsünde, işi kaybetmek yaşamda üstlenilen rolün birdenbire daralmasına yol açarak kimlik krizine yol açabilmektedir.
  • Toplumsal ve Ailevi Rolü Kaybetmenin Etkileri: İşsiz kalma, hem işyerindeki arkadaşlardan ayrılma, hem de ailede sahip olunan belirleyici rolün dayanaklarından yoksun olma anlamına geliyor. İş arkadaşlarından kopuş toplumsal bağlardan uzaklaşmanın başlangıcı olabiliyor. Mali sıkıntıların ve işsiz olmanın verdiği ezikliğin etkisiyle sosyal ilişkilerden kaçınmakta, bu kaçınma sosyal izolasyonu daha ad güçlendiriyor. İşsizlik, ailedeki dengeleri bozan en önemli unsur.
  • Belirsizliğin Neden Olduğu Psişik Baskı: İşsizlerin bir kısmı belirsizlik duygusu içinde yaşıyor ve bundan rahatsız oluyor. Yeni bir iş bulunup bulunamayacağı konusundaki belirsizliğin ve üzerlerinde hissettikleri toplumsal baskının da etkisiyle, işsizler kendi yaşamları üzerindeki denetimlerini kaybediyor ve geleceği planlama güçlüğü çeken bir karaktere bürünebiliyor.
  • Toplumsal Maliyet Yaratıcı Etkiler: İşsizlik, bireye ve bireyin yakın çevresine verdiği zararlar kadar sonuçta herkes tarafından yüklenilen sosyal maliyetleri de olan bir konu. İşsizliğin özellikle geçlerde başıboşluk, alkol, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar ile suç işleme eğilimlerini arttırdığı sıkça görülüyor. İşsizler topluma ve mevcut sosyo-ekonomik düzeye olan güvenlerini kolayca kaybedebiliyorlar.

Kaynak : http://hurriyet.com.tr